Referandum Sonrası düşünceler , beklentilerim
Türkiye olarak çok kritik bir süreci geride bıraktık. Ne kadar daha referandum sonucunda Evet çıkarsa ülkemiz için tehlike içerdiğini düşünüyor olsamda bu saatten sonra halkımızın tercihine saygılı olmaktan başka yapabileceğimiz birşey yok. Ben şahsım adına Evet cevabı çıktığından beri bir korku yaşadığımı belirtmek istiyorum çünkü artık bağımsız bir yargı malesef kalmayacak. Bundan dolayı düşüncelerimizi dile getirirken mutlaka ve mutlaka düşüncelerimizi bir sansür penceresinden süzmek ve artık eleştirilerimizi çok daha yumuşak yapmak zorunda kalıcaz.
Referandum sonrasında zaferle ayrılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aynı 2007 seçimleri sonrasında Balkon’da yapmış olduğu bir konuşmanın benzerini yaparak halkın tamamını kucaklıyacağının sinyalini verdi. Ancak dikkatli gözlerden kaçmayan birşey ise bu sefer konuşmasının tonunun çok daha sert olduğuydu. Benim ilk olarak üzerinde durmak istediğim nokta burası çünkü Başbakanımız bugüne kadar kendisi gibi düşünmeyenlere karşı uyguladığı ayrımcılık politikasını malesef referandum sürecinde anti demokratik hareketlere müsade etmesiyle onu desteklemeyenlerin paniğe kapılmasına sebep oldu. Başbakanımız egosu yüksek bir insan ve çok akıllı birisi. Çevresinde de gayet iyi eğitim görmüş kişiler var ama beni korkutan ana olgu malesef başbakanımızın Egosu. Nasıl 2007 seçimleri sonrasında güven oyu aldıktan sonra sertleştiyse ben yine benzeri bir olgunun gerçekleşeceğini düşünüyorum. Artık kendisini durduracak bir yargının olmaması ve referandumda aldığı 58% oyun getireceği güven ile sertleşmesi kesin gibi gözüküyor. Dilerim bu konuda yanılırım.
Beni referandum sonrasında en çok şaşırtan olgu ise Gülen cemaati mensuplarının yaptığı yorumlarda yatıyordu. Gülen cemaatinden gelen açıklamalar genelde bir önceki paragrafta durduğum Başbakan’ın halkı kucaklaması konusunda yatıyor. 2007 yılında balkonda verdiği sözleri tutmamasını fazlasıyla eleştirirken bu akşam yapılan konuşmaya mutlaka sadık kalınması ve halk arasındaki ayrımlaşmanın minumuma indirilmesi isteği birden fazla kişi tarafından dile getirildi. Ayrıca cemaatin referandumda neden Evet çıkması için çabaladıklarını anlatmaları ve bunu ana sebebini demokrasi olarak göstermeleri gerçekten güzel. Dileğim bu söylemlerinde samimi olmalarıdır.
Birazda seçimin kazanan ve kaybedenlerini düşünürsek bana göre seçimin 3 kazananı bulunuyor ki bunlar sırasına göre AKP – CHP – BDP olarak gösterilebilir.
AKP güvenoyuna çevirdiği seçimlerde MHP tabanında 10% yakın oy çalarak çok önemli bir işe imza attı. Ancak bu aldığı oy oranı içerisinde ben 20% ye yakın bir kesimin bir sonraki seçimde kesinlikle AKP’ye oy vermeyeceğini düşünüyorum. Geri kalanda artık her istediği özgürce yapabilecek AKP hükümetinden hesap sormaktan çekinmeyecektir. Bundan dolayı AKP eğer iktidarda tek başına kalmak istiyorsa mutlaka bundan sonra dikkatli hareket etmelidir.
CHP geçen seçimde aldığı oyları 3-4 puan civarında arttırmayı başarmış durumda. Kemal Kılıçdaroğlu çok yeni bir başkan olmasına rağmen ve inanılmaz baskı içeren bir referandum sürecinde sınırlı kaynaklar ile çalışmasına rağmen bana göre başarılı olmuştur. Şimdi CHP’nin bir değişime girmeye çalışarak hiç yer almadığı doğu illerine gerekli özeni göstermesi ve daha çok çalışmaya devam ederek Baykal zamanındaki uzlaşmadan uzak tavrından uzaklaşarak yapıcı ve geliştirici bir muhalefet yapmaya başlaması gerekmektedir. Bu muhalefeti düzgün yapar ve Doğu’ya gerekli ehemmiyeti gösterirlerse bir sonraki seçimde AKP ile birinci parti olmak konusunda yarışmaları hiç zor olmayacaktır.
BDP ise tabanına söz geçirip hedefledikleri boykot konusunda başarılı olarak Kürt sorununun çözümü konusunda mutlaka söz sahibi olması gereken kurumlardan birisi olduğunu ortaya koymuştur. Bundan sonra elbette BDP’de çözüm aradığı konusunda samimi olduğunu gösterecek hamleleri yapmalıdır.
MHP ise bu seçimden tam anlamıyla bir hezimet ile ayrılmıştır. Tüm kalelerini ve tabanının büyük çoğunluğunu 12 Eylül 1980 darbesinden etkilenmeleri yüzünden kaybetmiştir. Devlet Bahçeli bana göre MHP’yi kaldırabilecek bir başkan değildir. MHP bundan sonra bana göre biraz daha merkeze kaymalı ve çok sert söylemlerden kaçınmalıdır. Artık Türk halkı fanatikçene milliyetçiliğin ve bunun ülkemizi hiçbir yere götürmeyeceğinin farkında. MHP değişmezse bir sonraki seçimde büyük ihtimal ile meclisin dışında kalıcaktır.
Bir Türk vatandaşı olarak mevcut hükümetten , muhalefetten , medyadan dileğim artık ayrımcılığa hep birlikte son vermemizdir. Nefret bizleri bölmekten ve birbirimize düşman etmekten başka birşeye yaramıyor. Bu konuda adım atması gereken kişiler Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanımızdır. Abdullah bey yargıyı ele geçirdikten sonra artık sadece AKP’nin Cumhurbaşkanı olmayı bırakmalıdır ve tüm ülkeyi kucaklamalıdır. Yoksa malesef geleceğimizde bugün karşı çıktığımız 12 Eylül darbesi öncesindeki olayların yaşanması çok şaşırtıcı olmayacaktır.
Unutmamamız gerekir ki başka Türkiye yok. Bizler bu ülkeye sahip çıkmazsak , doğruları göstermeye çalışmazsak yüzbinlerce insanımızın kurtarmak için canını verdiği ülkemiz içinden çıkılamayacak bir kaos ortamına dönüşecektir.
Ben kendi adıma bundan sonra sert söylemlerden uzak durmaya çalışarak kendim gibi düşünmeyenlere nasıl daha önce saygı duyuyorsam aynı şekilde duymaya devam edicem. Lütfen sizlerde sizin gibi düşünmeyen ben ve benim gibi kişilerin düşüncelerine saygı göstermekten vazgeçmeyin. Bu ülkeyi büyüklerimiz hep beraber kurmak için yanyana savaştı can verdi. Gelin hep beraber onların emanetine hıyanet etmeyelim.
Elbette çok kişi umursamayacaktır ancak uzun düşünceler sonrasında ben artık şahsım adına Türkiye’ye verebileceğim çok fazla birşey kaldığına inanmıyorum. Düşünce özgürlüğüm , adil yargılanma hakkım , din baskısı altında kalmadan yaşamak ve hepsinden önemlisi 3 yaşında olan kızım Mina’yı Türkiye’nin içerisinde bulunduğu nefret ortamında büyütmek istemediğim için yurt dışına yerleşme kararı almış bulunuyorum. Bundan sonra tüm amacım bir an önce gidebilmek üzerine çaba göstermek olucaktır. Bir baba olarak bunu kızıma borçlu olduğumu hissediyorum. Ve hepsinden kötüsü canım kadar çok sevdiğim ülkemden ayrılmak zorunda kalıcam. Korkarım benim gibi birçok insan daha benzer karar alacaktır ve yakın gelecekte ülkemizden bir beyin göçü yaşanacaktır. Bu bile ülkemizin ne derece garip bir durum içerisinde olduğunu ortaya koyuyor. Bu duruma gelmemize sebep olan kim varsa dilerim yatağında huzurlu uyuyabiliyordur.
Bu anayasa paketine, Anayasa mahkemesi izin verdi. Bir kaç maddesini yontarak geri kalanını referanduma gönderdi. Hala ref. sonucu, “yargıyı ele geçirmek” olarak görüyorsanız, anayasa mahkemesindekilerin (referandumu bu haliyle geçirenlerin), yargının ele geçirilmesine izin verdiğini düşünmeniz gerekiyor. Ki bu bir çelişkidir. Bu bir çelişki ise demek ki anayasa mahkemesinin izin verdiği bu maddelerde herhangi bir ele geçirme niyeti yoktur. Eğer çelişki değilse, Anayasa mahkemesi yargının ele geçirilmesini istemiştir.
Saygılar
Anayasa mahkemesi bunlar yargıyı ele geçirmek istiyor bundan izin vermiyorum diyemez. Anayasa mahkemesi Anayasa’da yazanlara göre karar verebilir. Bundan dolayı Anayasa mahkemesi izin verdiyse yargıyı ele geçirme düşüncesi yoktur demek çok yanlış.
Anayasa mahkemesi izin verdi nekadarda sığ bı savunma. Nekadarda guvenir oldunuz uyelerinin alayını eslerini dinlettiginiz takip ettiginiz mahkemeye.. Sizlerin bu sığ kafa politikası sonsuza kadar sürmeyecek. İphone ile yazıyorum yoksa doktururdum dibine kadar
Konu acilali epey bir zaman olmus ancak siyaset tartismayi seven biri olarak birkac kelam etme ihtiyaci hissettim.
Ben bir Ak Parti secmeniyin ayni zaman atesli bir taraftariyim
Ak parti iktidar oldugu 8 yillik sürec boyunca sizi hala ikna edememis olmasina sasiyorum. Siz kendi kendinize acaba dürüst bir sekilde diyebiliyormusunuzki bu 8 yil icerisinde türkiye ileri degil geriye gitmektedir diye ? Söylemleriniz haber bültenlerinin ( Ak Parti karsiti kanallarin ) insanlara empoze ettikleri söylemlerden ibaret bence , hicbirseyi somutlastirmiyorsunuz . Yargi elden gidiyor peki nasil ? Son cikan anayasa paketinin icerisindeki hangi degisiklik sizi bu düsünceye sevk etti , yoksa haber bültenlerinde , ak parti karsiti kisilerin söylemlerinin etkisimidir bu ?
Din baskisimi ??? Hangi din baskisindan bahsediliyor ? Yoksa okullara artik basörtüsüz girmek yasaklandimi ? Somutlastirin görelim ..
CHP`nin bundan önce ve suandaki yönetiminden ben bir türk vatandasi olarak utaniyorum . Bu kadar cirkin iliski yumagi bir parti icerisinde olmamali . Düsünebiliyormusunuz Deniz baykal evli bir millet vekili ile yatarken kasetleri cikiyor türkiyeyi yönetmeye talip bir insanin ahlak ölcüsü bumu olmali ? Peki elestirildimi yoook kapisinda aclik grevi yapil dön diye .. Peki kilictaroglu böyle bir oyunla parti basina gecti , populist söylemlerle oy toplamaya calisiyor , eskiden cem uzan vardi bosa sallayan simdi kilictaroglu en son bombasi bütün fakir vatandasalara 600tl maas baglama vaadi . Sizin yaziniz gibi henüz somutlastirabildigi hic bir vaatini ben duymadim ( hangi kaynakla , nasil ) Basörtüsü sorununda cözüyor beyfendi peki nasil ? Nasilida yok onu söylemiyor
2001 Krizini bir hatirlayin ben birebir yasadim , siz unuttunuz galiba.
http://www.youtube.com/watch?v=Rw0u3shJkFk
buda bütce görüsmelerinde kilictaroglunun donup kaldigi zamanlar izlerken cok güldüm haline
http://www.youtube.com/watch?v=rZUhABzPWO0
Referandum’un üzerinden 1 yıl geçmeden HSYK’den kritik taraflı atamalar fazlasıyla dikkat çekici.
Insanların suçlandıkları olguları bile bilmeden cezaevinde 3 yıl yatıyor olması düşündürücü.
Kitapların basılmadan önce toplatılıp imha edilmesi kaygı verici.
Polisin ülkede ben ne dersem o olur havası korkutucu.
Sizi bilmiyorum ancak ben sıranın bana veya bir başkasına geleceğinden korkarak yaşıyorum.
Mert Gökçeimam seni vbseo formun’da gördüm. Adam akıllı iş yapıyorsun, kendi siyasete bulaştırma, bulaştıracaksan da, objektif ol. Kitapların toplanması kararını hükümet vermedi. Sizin ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum “akp asker düşmanı” kısaca böyle bir şey yatıyor içinizde. Ben tam tersini düşünüyorum, Akp, ordu içindeki köstebekleri ayıkladı. Yıllarca yerli silah projeleri tam başlamış derken, dış ülke istihbaratlarına sızdıran köstebekleri/darbecileri ayırdı. Biraz araştırın, son yıllarda ordunun ne kadar yerli silahlarla vs donatıldığını. Bu sadece bir örnek. Daha nice gelişmeler var gerek ekonomik, gerek kültürel vesaire.. Siz bakmak istediğiniz gibi bakıyorsunuz, suçlamayı da çok seviyorsunuz. Ama tatlı dilden anlamaz kimi insan.
Emre Bey ,
Herşeyden önce demokrasi insanların düşüncelerini özgürce dile getirebilmesidir. Siz burada benim en demokratik hakkıma müdahele ederek onu bunu yapma diyebiliyorsunuz. Bunu kendinizde demokratik bir hak olarak görseniz bile malesef bu sizin hakkınız değil.
Ancak sizin görüşünüze saygım var , elbette ki sizin görüşünüz benden farklı olabilir , bu yukarıda belirttiğim gibi Demokrasinin en önemli gereklerinden biridir.
Silahlara vs.. yapılan yatırım açıkçası beni ilgilendirmiyor çünkü silah veya benzeri olguların hiçbir şeye faydası olmayacağına inanan birisiyimdir.
Benim için önemli olan bazı şeyleri sıralarsak :
1. Ülkemizde açlıktan ölen bebeklerin varlığı
2. Ülkenin kaynaklarının yabancılara peşkeş çekilmesi
3. Insanların buna bende dahil artık Türkiye’de korku içerisinde yaşaması
4. Türkiye’nin polis diktatörlüğüne dönmüş olması
5. Laikliğin ciddi tehlike içerisinde olması
vs..