Kanal Istanbul Yapılmalı mı ?

Yazacaklarıma başlarken şunu belirtmem gerekir. Ben bilgisayar programcısıyım yani Jeoloji , Ekolojik , Ekonomi gibi konularda uzman birisi değilim. Ancak bu konularda herhangi bir uzmanlığım olmaması benim KanalIstanbul konusundaki görüşlerimi önemsiz kılmaz. Vergisini veren , Istanbul’da yaşayan ve projenin geçebileceği belirtilen Çatalcas tarafında arsası olan birisiyim. Yani bakıldığı zaman açıkça söylemek gerekirse maddi açıdan bu projenin yapılması benim için avantaj teşkil ediyor. Peki Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı bu proje yapılmalı mı veya fizibl’mi bu yazıda bunu değerlendirmeye çalışıcam.

Ilk olarak Türkiye’deki ekonomik dengelere ve Istanbul’a bakmak gerekir. Türkiye Ekonomisini ayakta tutan en önemli şehir Istanbul’dur. Tüm şirketlerin merkezlerinin yer aldığı , ülke nufüsunun 20%’sine yakının yaşadığı ve en çok vergi veren şehir durumunda Istanbul. Şu anda bile mevcut yapısıyla Istanbul keşmekeş halinde olan bir şehir , içerisinde yaşayanlar stres , çevre kirliliği , yeşil alanların azlığı gibi birçok konuda şikayetçi. Yetersiz altyapının olması şehir açısından birçok problem ortaya çıkartıyor. Trafik sorununu çözecek hamleler hala merakla beklenmekte. Ancak hepsinden önemlisi Istanbul her an kapısını çalacak bir depremi bekliyor şu aşamada ve deprem olduğu taktirde şehrin büyük bölümünün çok ciddi tehdit altında olduğu aşikar.

Ülkenin diğer kısımlarına baktığımız zaman ise özellikle bizlere geçmişte okutulan Coğrafya bilgilerinin ne derece değiştiği dikkatimizi çekiyor. Tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye bugün birçok tarım ürününü ( buna buğday’da dahil ) ve hayvanları yurt dışından ithal etmeye başladı. Doğu ve Güneydoğu’da çok ciddi derecede eğitim , altyapı ve iş sorunu bulunuyor. Gazetelerde açlıktan ölen bebeklerin bile yer aldığını defalarca okuduk.

Bir diğer yandan şu aşamada Türkiye’nin en ciddi dışa bağımlı olduğu nokta ne derseniz herkesin verecek tek cevabı var buda enerji.  Kanal Istabul projesine yatırılacak paranın minumum 10 Milyar $ olduğundan bahsediliyor ( bunun çok daha yukarısında olacağı kesin ama biz bu rakkamı baz alalım ) Günümüzde elektrik üretmenin birçok farklı yöntemi var ama bunlar içerisinde doğaya zarar vermeyen , yeşili koruyan ve ekolojik dengeleri gözeten enerji üretme yöntemlerini seçerek ilerleyelim.

Günümüzde 1.8mw enerji üretme kapasitesine sahip rüzgar tribünlerinin fiyatı 2 milyon $ civarında. Kanal Istanbul’a yatırılacak para ile 5000 adet 1.8mw’lık rüzgar tribünü satın alınabilir ve kurulabilir. 5000 adet rüzgar tribünü yıllık minumum 65.000mw elektrik üretir.

2009 verilerine göre Türkiye Cumhuriyeti yurt dışından 35.800.000.000m3 doğalgaz ithal etmiş. Bu ithal edilen doğalgazların 20.600.000.000m3′lük bölümü elektrik üretimi için santrallerde kullanılmış ve toplamda 96.000mw elektrik üretmiş. Yani Türkiye’nin aldığı Doğalgaz’ın 57% kısmı elektrik tüketimi için kullanılmış.

Kanal Istanbul yerine basit bir mantık ile verdiğim proje yapılırsa Türkiye her yıl 60% oranında daha az doğalgaz ithal etmek zorunda kalacak ve buda Türkkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının parasının kendi ceplerinde kalmasına yol açacak.

Doğüu ve Güneydoğu’dan bahsetmiştim yukarıda. Bu bölgelerin geri kalmasında ki en önemli sorun oraya yapılan yatırım miktarlarında ki azlık. Yatırım miktrlarının az olmasıda ulaşım ile alakalı. Malesef ne karayolu ağımız ne demiryolu ağımız yeterli değil. Güneydoğu’da 30 yıldan fazladır uğraştığımız terör belasından kurtulmak için yapılabilecek en mantıklı şey değil midir Güneydoğu’ya yatırımı sağlayacak yol , demiryolu yatırımları yapmak ?

Birazda Kanal Istanbul projesinden bahsetmek gerekir , bu proje neler getirir ülkemize neler kazandırır bunları inceleyelim biraz. Ancak bundan bahsetmek için ilk olarak Montrö Boğaz Sözleşmesini incelememiz gerekir.  Ticari gemileren tabi olduğu maddeleri aşağıda görebilirsiniz.

KESİM I. TİCARET GEMİLERİ

Madde 2:

f1. Barış zamanında, ticaret gemileri, gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa 3. madde hükümleri saklı kalmak üzere, hiçbir işlem (formalite) olmaksızın, Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır. Bu gemiler, Boğazlar’ın bir limanına uğramaksızın transit geçerlerken, Türk makamlarınca, alınması işbu Sözleşmesinin I sayılı Ek’inde öngörülen vergilerden ve harçlardan başka, bu gemilerden hiçbir vergi ya da harç alınmayacaktır.
f2. Bu vergilerin ya da harçların alınmasını kolaylaştırmak üzere, Boğazlar’dan geçecek ticaret gemileri, 3. maddede belirtilen istasyonun görevlilerine adlarını, uyruklarını, tonajlarını, gidecekleri yer ve nereden geldiklerini bildireceklerdir.
f3. Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.

Madde 3:

f1. Ege Denizi’nde ya da Karadeniz’den Boğazlar’a giren her gemi, uluslararası sağlık kuralları çerçevesinde Türk yasalarıyla konmuş olan sağlık denetimi için, Boğazlar’ın girişine yakın bir sağlık istasyonunda duracaktır. Bu denetim, bir temiz sağlık belgesi (patentesi) ya da işbu maddenin 2. fıkrasındaki hükümlerin kapsamına girmediklerini doğrulayan bir sağlık bildirisi gösteren gemiler için, gündüz ve gece, olabilen en büyük hızla yapılacak ve bu gemiler Boğazlar’dan geçişleri sırasında başka hiçbir duruş zorunda bırakılmayacaklardır.
f2. İçinde veba, kolera, sarı humma, lekeli humma (typhus exanthématique) ya da çiçek hastalığı olayları bulunan ya da yedi günden az bir süre önce bu hastalıklar bulunmuş olan gemilerle, bulaşık bir limandan beş kez yirmi-dört saatten az bir süreden beri ayrılmış olan gemiler, Türk makamlarının gösterebilecekleri sağlık koruma görevlilerini gemiye almak üzere, sağlık istasyonunda duracaklardır. Bu yüzden, hiçbir vergi ya da harç alınmayacaktır; sağlık koruma görevlileri Boğazlar’ın çıkışında bir sağlık istasyonunda gemiden indirileceklerdir.

Madde 4:

f1. Savaş zamanında, Türkiye savaşan değilse, ticaret gemileri, bayrak ve yük ne olursa olsun, 2. ve 3. maddelerde öngörülen koşullar içinde Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.
f2. Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.

Madde 5:

f1. Savaş zamaninda, Türkiye savaşansa, Türkiye ile savaşta olan bir ülkeye bagli olmayan ticaret gemileri, düsmana hiçbir biçimde yardim etmemek kosuluyla, Bogazlar’da geçis ve gidis-gelis (ulasim) özgürlügünden yararlanacaklardir.
f2. Bu gemiler Boğazlar’a gündüz girecekler ve geçiş, her seferinde, Türk makamlarınca gösterilecek yoldan yapılacaktır.

Madde 6:

f1. Türkiye’nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumunda, 2. madde hükümlerinin uygulanması yine de sürdürülecektir; ancak, gemilerin Boğazlar’a gündüz girmeleri ve geçişin, her seferinde, Türk makamlarinca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir.
f2. Kılavuzluk, bir durumda, zorunlu kılınabilecek, ancak ücrete bağlı olmayacaktır.

Madde 7:

f1. “Ticaret gemileri” terimi, işbu Sözlesmenin II. Kesiminin kapsamina girmeyen bütün gemilere uygulanir.
Anlaşılır şekilde bu sözleşme uyarınca her türlü ticari gemi Boğazlardan Bedava geçiş hakkına sahiptir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geçen gemilere kılavuz kullanma zorunluluğu bulundurma hakkı bile bulunmamaktadır. Panama ve Süveyş kanallarının Kanal Istanbul’a benzer olarak gösterilmesi ile abes ile iştigaldir çünkü her iki kanalda gemilerin ulaşımını inanılmaz kısaltan ve yaklaşık 2 ay gibi bir süre kazanmalarını sağlayan kanallardır. Bundan dolayı gemi şirketleri her iki kanalında talep ettiği uçuk ücretleri ( ortalama 150 – 250 bin $ ) ödemekte sıkıntı çekmiyorlar. Halbuki Boğaz trafiği gemilerin en fazla 1-2 gün gecikmesine yol açmakta. 1-2 günlük kayıplarda gemilerin uçuk miktarlar ödemesinin önüne geçecektir. Kanal Istanbul 150 metre genişliği ve 25 metre derinliği ile Supertankerlere geçiş imkanı tanıyamayacaktır. Büyük tankerlerinde çift taraflı geçişe 150 metrelik genişlikte izin vermesi ise imkan dahilinde değildir. Bundan dolayı tek taraflı bir trafik olacağı kesin olan Kanal Istanbul’un açıkçası Boğaz’dan gemi trafiğini tam anlamıyla almasının ve Boğaz’ı ticari gemilerden kurtarmasının imkanı bulunmamaktadır.

Bunların yanında Recep Tayyip Erdoğan’ın tanıtımını yaptığı Kanal Istanbul projesinde kanalın çevresine yapılacak birçok bina görülüyor. Bu binaların yapılması bölgenin ulaşıma açılacağının kanıtıdır. Buda Istanbul’a daha fazla göç gelecek demektir. Zaten kalabalıktan yaşamanın zorlaştığı ve çekilmez hale geldiği Istanbul batıya ve kuzeye doğru genişlemeye başlarsa Istanbul’un nufüsünün 30 milyon’a varması içten bile değil. Bunun haricinde kanalın geçeceği güzergah Istanbul’un su havzalarında bulunmakta. Şehrin kuzeye doğru genişlemesi Istanbul’un zaten yetersiz olan su kaynaklarını tehdit edecek ve Istanbul’da çok ciddi su sorununa yol açacaktır.

Şimdi bütün yazdıklarımdan dolayı benim Sol’cu olduğum ve gelişmeye karşı olduğumu iddia edecek birçok kişi olabilir ancak bunun tam tersidir. Ben üretimi ve her türlü gelişmeyi destekleyen birisiyimdir. Ancak bu demek değildir ki benim verdiğim vergilerin saçma sapan projelere harcanmasına ve bazı kişileri zengin etme çalışmalarına ses çıkarmıycam.

Bunlardan dolayı ben şahsen Kanal Istanbul projesine sonuna kadar karşıyım çünkü bu projeye gelene kadar ülkemizin yapması gereken birçok farklı yenilik bulunuyor. Ülke olarak bu yenilikleri yapalım ondan sonra kalkıp bu tarz uçuk projelere destek olalım.

Random Posts

    • şafakrecep
    • April 29th, 2011

    selam ben de kanal istanbul’a karşıyım ve bunu ilk duyduğumda cidden deliye döndüm..
    yazınızı okudum birçok haklı noktaya değinmişsiniz.. yalnız bir nokta dikkatimi çekti.. kanala ayrılacak parayla 5000 adet rüzgar tribünü yapılabileceğinden bahsetmişsiniz.. bildiğim kadarıyla ülkemizin böyle bir potansiyeli yok.. ya da bize söylenen bu şekilde.. iyi günler.. esen kalın..

    • Mert Gökçeimam
    • April 30th, 2011

    Türkiye gibi rüzgar alan ve düz arazileri bulunan yerlerde 5000 adet rüzgar tribünü yapmak hiç zor birşey değil.

    • Kenan
    • August 2nd, 2011

    Simdi ben bu mesajı yazacağım ama siz yayınlamayacaksınız çünkü daha öncede sizinle ayni düşüncede olmadığımı belirttiğim bir yazıyı yayınlamamıştınız. Ben yine de yazacağım çünkü yorumsuz kalmak beni rahatsız edecek.

    1. Bu projede devlet kaynakları kullanımi söz konusu değil , özel sektör yapacak ( direk başbakan bir röportajında 30 milyar veren var dediğini ben duydum )

    2. Bu dünyamızı kirletmeyelim , Doğa dostu enerji diyenlere hasta oluyorum , bu tipler genelde bunu söyler , protesto yapar sonra 200 beygir arabalarına binip plazma tv izlerler enerjiyi dibine kadar kullanırlar . Doğa dostu enerji karşıtı değilim ama dünyaya dönüp bakarsanız nükleer enerji kullanmayan tek gelişmiş ülke Türkiye sanırım Almanya’da bile 16 17 tane nükleer enerji santrali var , kapatmayı istiyorlar ama istekler gerçeklerle bağdaşmıyor.
    Doğa dostu enerji = Güzel , istek
    Nükleer enerji = Kötü ama mecbur

    3. ” Gazetelerde açlıktan ölen bebeklerin bile yer aldığını defalarca okuduk.”

    benim bildiğim 1 tane haber var oda ailenin gerekli yerlere müracaat etmemesi sonucu oluşmuş bir durum . Öyle bir yazmışsınız ki sanki Somali’den bahsediyorsunuz.

  1. Harika bir makale olmuş desek abartmış olmayız. Yazınızdan dolayı tebrik ederiz.

  1. No trackbacks yet.